
2026 Dünya Kupası’nda D Grubu’nun son maçında Türkiye ABD’yi 3-2 mağlup etti.
Gruptaki puanını 3’e yükselten Türkiye, 2-0 mağlubiyetle sonuçlanan Avustralya ve 1-0 mağlubiyetle sonuçlanan Paraguay maçları nedeniyle Dünya Kupası’ndan elendi.
Türkiye’nin Dünya Kupası’na vedasını Milliyet Gazetesi yazarları değerlendirdi.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
OSMAN ŞENHER – ÇOK ÜZÜLDÜK
Milli takım denince akan sular durur. Bu çocuklara hepimiz güvendik. Kesinlikle onları eleştirmiyorum ama adım gibi biliyorum çok daha fazlasını yapabilirlerdi. Maalesef Türkiye Futbol Federasyonu’nun başka şeylerle uğraşması, insanlarla tartışmaya girmesi, A Milli Takım Teknik Direktörü Montella’nın kulüp teknik direktörü gibi davranması, oyuncu seçimlerinde yaptığı yanlışlıklar ülkedeki herkesi çok üzdü. Eleştiriler de bu yüzden yapıldı.
Türk pasaportu taşıyan her insanın da bu eleştiriyi yapma hakkı var. Takımımızın gerçek gücünü bu turnuvada ilk defa Amerika Birleşik Devletleri takımı karşısında gördük. Futbolcu tercihleri doğru yapılınca ortaya da mücadeleci, iyi bir futbol çıktı. İşin Türkçesi biz ev sahibini yenerek okyanusu geçtik, Avustralya ve Paraguay’a yenilerek derede boğulduk.
Bana sakın kimse futbolcuları kötülemesin. Hocaları ne gösterdiyse onlar da onu yaptı. Montella’nın ABD maçından sonra Ozan Kabak’tan, Oğuz Aydın’dan, Salih Özcan’dan özür dilemesi lazım. Bu çocuklar kenarda oturmaktan motivasyonlarını kaybettiler. Madem elinde bu kadar değerli, baskılı futbola uygun futbolcuların var, neden daha önce bu oyuncuları kullanmıyorsun diye herkes sorar ve eleştirir.

İkinci konu… Fransa, Almanya, Avusturya, İspanya, Japonya, Portekiz olmak üzere 6 takım FIFA’nın sunduğu kamp tesisini beğenmeyip, kendi ceplerinden ödeyerek çok iyi tesislere gittiler ve iyi hazırlandılar. Bizim Çocuklar ne yaptı? Arizona’nın 45 derece sıcağında kavruldular. Maçlara gitmek için saatlerce uçak yolculuğu yaptılar. TFF’nin elinde bir tane bu işleri bilen, kamp tesislerini tanıyan eleman yok mu?
ABD’nin futbol federasyonunda antrenörlük yapan Fenerbahçe Kongre Üyesi Cömert Pehlivan diye bir kardeşimiz var. TFF en azından bu kişiyle temasa geçmeliydi. Ama araştırmadıkları ya da orada böyle bir Türk’ün görev yaptığını bilmedikleri için bu rezillikleri yaşadık. Hayaller kurduğumuz Dünya Kupası’na ilk iki maçta veda ettiysek bunun sorumlusu kesinlikle, motivasyonu bozan TFF ve yetersiz kalan Montella’dır.
MERT AYDIN – BU ‘ÇOCUKLAR’A YAZIK OLMASIN
Acayip bir istatistik değil mi? Ne zaman bir ev sahibiyle karşılaşsak yeniyoruz. 2000’de Belçika, 2002’de Japonya ve Güney Kore, 2008’de İsviçre ve şimdi ABD. Acaba grubun ilk maçında onlarla mı oynasaydık?
Şaka bir yana 7 değişiklikle çıktığımız bir maçtı. Pitt, Di Caprio, Norton korumalı ev sahibi de 9 değişiklik yapmıştı. Hakan’ın yokluğunda Salih ve Orkun hakikaten etkin bir orta saha performansı ortaya koydu. Arda da nihayet özel yeteneklerini sergileme fırsatı buldu.
Tabii ki maça 1-0 yenik başladık. Daha oyuna odaklanamadan yedik. Sonrası ise bir macera filmi gibiydi. Kadroya alınmasına pek de iyi bakılmayan Salih, Oğuz ve Kaan oyunları ve attıkları golle kamuoyuna nanik yaptılar.
Kazandık. Ne kadar sevinmeliyiz? Montella kadar pembe düşünmüyorum. Ama takım yaş ortalaması düşünüldüğünde gelecek de karanlık değil. Bizim asıl sorunumuz bundan sonrasının planını yapmak. Hala kişisel sevgi ve nefret üzerinden çözüm arıyoruz.
Önce TFF istifa etmeli ve seçim yapılmalı. Yeni gelecek yönetim, Montella ile mi çalışacak başkasını mı getirecek onların planına bağlı. Bu kadar yanlış bir organizasyonla Dünya Kupası’na takım götürenlere nasıl güveneceğiz gelecek için?
Montella’nın da oyuncu tercihlerinden çok; ne oynayacakları belli Avustralya ve Paraguay karşısında bir formül üretememesi sorgulanmalı. Bizim kazanmak için ille topu ayağına alan rakip mi bulmamız lazım? Türk futbolunun gözbebeği milli takımın geleceğini doğru planlamazsak, bu çocuklara yazık olacak.
HALİL ÖZER – FAKTÖR ARDA
İşin içinde 48. olup evimize dönmek de vardı. Allah’tan bu büyük rezilliği yaşamadık. Ve üstüne üstlük en azından güzel bir anımız oldu. Brad Pittli, Edward Nortonlu, Dövüş Kulübü takviyeli ev sahibi ABD’yi maçın son saniyesinde attığımız golle mağlup ettik. Tabii bu gol ve galibiyetle en acı olanı yaşadık, Paraguay ile Avustralya’ya kaybedilen puanlara yandık. Üstelik yolumuz açıktı. Yürüyebilirdik. Peki nasıl oldu da göz kamaştırıcı şekilde turnuvaya başlayan ABD’yi bu kadar zorladık ve yendik? En önemli faktör Arda Güler idi. Bu adam oynadığı zaman, gününde olduğu zaman tek başına maçı alabiliyor. O durunca makinenin bütün contaları gevşiyor. Belli ki ilk iki maçtan sonra sanki pusuda bekliyormuş gibi bu oyuncuya yapılan eleştiriler “İçlerinde ne çok öfke biriktirmişler” dedirtecek cinstendi. Öyle ağır eleştiriler yapıldı ki Arda’nın okumaması ve duymaması mümkün değil. Ve şunu net olarak söyleyebilirim ki Arda artık ABD’de çocukluktan çıktı.

Çevresinin aslında sevgi yumağı olmadığını çok yakından gördü ve anladı. Milli takımın mutlu bir alan olmadığını gerçekte bir dövüş kulübü ve rezil ülke kulüpçülüğünün tam merkezi olduğunun farkına vardı. Dün bunların tümü yüz ifadesinden belliydi. Kim bilir belki de maça bu duygularla başladı. Ve çok iyi başladı. İyi götürdü, çok şık gol attı, diğer iki gol de o olmasa olmazdı. Bana göre galibiyetteki bir diğer neden de Hakan’ın oynamamasıydı. O olmayınca merkezde Arda kaldı. Her şey onda toplandı. Tabii sadece Arda değil dün Oğuz ve Eren, Arda ile birlikte takımın yıldızlarıydı. Bu turnuvada en büyük şanssızlığımız Kenan’ın sakatlıktan bu kadar çok etkilenmesi ve sahneye çıkamamasıydı. Ve iki gerçeği çok daha iyi anladık. Kerem ve Barış santrforda olmaz. Bir Montella ısrarı bu iki çocuk üzerinde bence ağır yaralar açtı. Net olarak söylüyorum bu iki futbolcu için pusuda bekleyenlerin inanın milli takım umurlarında değil. Bunlar Türk futbolunun yarattığı reyting virüsleri. Ve şunu yazabilirim ki Türk futbolunun başındaki kronik hastalıkları, yeni yeni yaralar açmadan tedavi eden doktorlar gerekiyor.